21 Mayıs 2020 Perşembe

Alphaville'de Büyük Uyku ve Acının Başkenti






SİNEMADA KİTAPLAR


3


RAYMOND CHANDLER 
The Big Sleep, 1939

BÜYÜK UYKU


Dedektif Philip Marlowe karakterinin ilk kez arz-ı endam ettiği, biri 1946'da (yön.: Howard Hawks, başrol: Humphrey Bogart, senaristlerden biri William Faulkner), diğeri 1978'de (yön. Michael Winner, başrol. Robert Mitchum) olmak üzere iki kere filme uyarlanmış polisiye klasiği. 



Lemmy Caution (Eddie Constantine) Büyük Uyku'yu okuyor. 

ALPHAVILLE
Jean-Luc Godard, 1965

Bütünüyle mantık ilkelerinin hâkim olduğu Alphaville (Alfa Kenti) Alfa 60 adı verilen bir süper bilgisayar tarafından yönetilmektedir. Alfa 60, 1,5 milyara yakın sinir ucu birimiyle elektrik şebeklerinden suç şebekelerine kadar şehirdeki her şeyi kontrol etmektedir. Alphaville’i tehdit olarak gören Dış Bölgeler, son gönderdiği ajandan haber alamayınca neler olup bittiğini öğrenmesi için kahramanımız ajan Lemmy Caution’u görevlendirir.



CAPİTALE DE LA DOULEUR
Paul Eluard, 1926

ACININ BAŞKENTİ




Natacha von Braun (Anna Karina) Alphaville'de "Acının Başkenti" kitabını tutar elinde ve buradan bir şiir okuyormuş gibi görünür ama aslında Eluard'ın başka derlemelerinde yer alan mısralardan bir kolaj söz konusu.

Ta voix, tes yeux, tes mains, tes lèvres.
Nos silences, nos paroles.
La lumière qui s’en va, la lumière qui revient.
Un seul sourire pour nous deux. Pas besoin de savoir.
J’ai vu la nuit créer le jour sans que nous changions d’apparence.
O bien aimée de tous, bien aimée d’un seul, en silence ta bouche a promis d’être heureuse.
De loin en loin dit la haine, de proche en proche dit l’amour.
Par la caresse nous sortons de notre enfance.
Je vois de mieux en mieux la forme humaine, comme un dialogue d’amoureux.
Le coeur n’a qu’une seule bouche.
Toutes les choses au hasard, tous les mots dits sans y penser.
Les sentiments à la dérive.
Les hommes tournent dans la ville.
Le regard, la parole et le fait que je t’aime, tout est en mouvement.
Il suffit d’avancer pour vivre, d’aller droit devant soi vers tous ceux que l’on aime.
J’allais vers toi. J’allais sans fin vers la lumière.
Si tu souris, c’est pour mieux m’envahir.
Les rayons de tes bras entrouvraient le brouillard.


Sesin, gözlerin, ellerin, dudakların, 
sessizliklerimiz, sözlerimiz, 
yiten ışık, geri dönen ışık, 
aramızdaki biricik gülümseyiş. Bilmeye gerek yok.
Gecenin günü yarattığını gördüm, biz görünüş değiştirmeksizin.
Ey herkesin sevgilisi, tek bir kişinin sevgilisi, sessizlikte ağzın mutlu olma sözü verdi
Uzaklaştıkta nefret diyor, yaklaştıkça aşk diyor.
Okşamayla çıkıyoruz çocukluğumuzdan.
Git gide daha iyi görüyorum insani biçimi, aşığın bir diyaloğu gibi. 
Kalbin tek bir ağzı var.
Her şey rastgele, tüm sözcükler düşünmeksizin
Akıntıya kapılmış duygular.
İnsanlar şehre dönüyor.
Bakış, söz, seni sevmem, her şey hareket halinde
Yaşamak için kafi ilerlemek, kendi önünde sevilen herkese doğru dümdüz gitmek.
Sana doğru gidecektim, ışığa doğru sonsuzca gidecektim.
Gülersen eğer, beni daha iyi istila etmek için. 
Kollarının ışınları sisi aralıyor. 











20 Mayıs 2020 Çarşamba

Denge'de Yeats ve Kesişen Hayatlar





SİNEMADA KİTAPLAR


2


WILLIAM BUTLER YEATS  
Aedh Wishes for the Cloths of Heaven
The Wind Among the Reeds içinde, 1899




Patridge (Sean Bean), John Preston (Christian Bale) tarafından öldürülmeden önce Yeats okuyor.

EQUILIBRIUM, Kurt Wimmer, 2002


III. Dünya Savaşı'nın ardından kurulan baskıcı sistem, insanları bu sonuçlara alıştırabilmek için tüm duygularını kontrol altında tutmaya çabalamaktadır. İnsanlar için ilgi uyandırılabilecek ve onlara bir umut verebilecek her şey yasaklanmıştır. 
KİTAPLAR DA...




Had I the heavens' embroidered cloths, 
Enwrought with golden and silver light, 
The blue and the dim and the dark cloths
Of night and light and the half light, 
I would spread the cloths under your feet:
But I, being poor, have only my dreams; 
I have spread my dreams under your feet;
Tread softly because you tread on my dreams.

***

Göğün Kaftanlarında Gözü

Benim olsaydı göğün sırmalı kaftanları,
O kah altın kah gümüş ışıklarla dokunmuş,
O kah mavi kah açık kah koyu kaftanları,
Güneşin ayın gecenin ipliğiyle dokunmuş
Kaftanları sererdim ayaklarının altına.
Bense züğürdün biri, varım rüyalarımdır.
Rüyalarımı serdim ayaklarının altına,
Usulca bas, bastığın zira rüyalarımdır.

                                      Can Yücel




***


84 Charing Cross Road/Kesişen Hayatlar




Frank Doel (Anthony Hopkins) aynı şiiri okuyor

84 Charing Cross Road, David Hugh Jones, 1987




1949 New York City’sinde edebiyat tutkunu Helene Hanff karanlık edebiyat klasiklerini ve İngiliz edebiyatından pek çok başlığı bulmakta güçlük çekmektedir. İngiltere’deki antika kitap satıcısı Marks & Co’nun Saturday Review of Literature’e verdiği ilanı görmesiyle macera başlar. Baş satıcı ve yönetici Frank Doel bundan sonra neredeyse 20 yıl boyunca onun talepleri karşılamaya çalışırken bir yandan kitaplar transatlantik seyahata çıkacak, bir yandan da birbirini hiç görmeyecek ikili arasında benzersiz bir mektup dostluğu kurulacaktır. Kitaplar ve dostluk hakkında yapılmış en güzel filmlerden olan 84 Charing Cross Road, Helene Hanff’ın gerçek anılarına dayanıyor.



                                     

19 Mayıs 2020 Salı

400 Darbe'de Balzac





SİNEMADA KİTAPLAR


1


BALZAC - La Recherche de l'absolu, 1834

MUTLAK PEŞİNDE

Balthazar Claës bir rastlantı sonucu kimyayla tanışır 
ve bütün yaşamını "mutlak" adını verdiği bir tözü,
 bir tür "felsefe taşı"nı bulma uğraşına adar.   

Antoine Doinel (Jean-Pierre Léaud) sigara içerek Balzac okuyor. 

Les Quatre Cent Coups - 400 Darbe
François Truffaut, 1959

"Ölüm döşeğindeki adam aniden iki yumruğu üzerinde doğruldu ve korku içindeki çocuklarına yıldırım gibi bir bakış attı. Ensesindeki tüyler diken diken oldu, kırışıklıkları titredi, yüzüne can geldi. Bu yüze azamet katan bir nefes burun deliklerini terk etti. Hışımla yumruğunu kaldırdı ve Arşimet'in ünlü sözünü haykırdı: EVRAKA! BULDUM!"